Antijen Ne Yapılıdır?
Kayseri’nin sabahları, dağların eteklerinden yavaşça inen o soğuk havayla başlar. Her sabah, penceremi açtığımda buranın serinliğini içime çekmek, bana bir tür rahatlama sağlar. Hava ne kadar soğuk olsa da kalbimde bir sıcaklık vardır; o sıcaklık, tüm gün boyunca bana eşlik eder. Ama bazen, soğuk bir rüzgar gibi, içimde beliren kararsızlık, korku ve merak duygularını da taşır. Ve bu sabah, öylesine karışık duygular içerisindeydim ki, hiç beklemediğim bir soruyla yüzleştim: Antijen ne yapılıdır?
Duyguların Aynasında
Bir gün, tam da odama kapanıp bir şeyler yazmayı planladığım o an, telefonum çaldı. Arayan, üniversiteden eski bir arkadaşım olan Zeynep’ti. Sesindeki heyecanı hemen fark ettim.
“Yıllardır seni görmek istiyordum, Kayseri’ye geldim, belki buluşuruz?” dedi. Zeynep’i bir yıl önce kaybetmiştik; hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak. Ancak bir hafta önce sosyal medyada beni bulmuş ve yeniden iletişime geçmek istemişti. Birinin yıllar sonra karşına çıkması, ruh halini nasıl etkiler? Hangi duygu seni ele geçirir? Heyecan mı, korku mu?
“Tabii, Zeynep! Ne zaman istersen!” dedim. Konu kapanmıştı ama o anda, eski dostumun yüzüne bakmak, ona sarılmak ve o eski havayı yakalamak fikri birden içimi ısıttı. Ama derin bir korku da vardı, bir yandan.
Zeynep gelmeden önce, en sevdiğim kafede otururken, bir yandan kaygı duygusu kalbimi sıkıştırıyordu. Duygularım birbirine karıştı. Geçmişin gölgeleri, kaybolmuş dostluklar ve eski zamanlar… O anda aklımda tek bir soru vardı: Antijen ne yapılıdır?
Antijen Ne Yapılıdır? Bir Keşif Yolculuğu
Zeynep geldiğinde yüzündeki gülümseme, yılların yorgunluğunu silip attı. İçeri girdiğinde, eski halleriyle arasında hiçbir fark yoktu. Yine gülümsüyordu, yine neşeliydi. Ama bir şeyler eksikti. O eksikliği fark etmek, içinde kaybolmuş bir şeyin kaybolduğunu görmek acı verici bir duyguydu. Yıllar, dostlukları nasıl silip süpürebiliyordu?
Zeynep oturur oturmaz, telefonunda kaydettiği bir makaleyi bana gösterdi. “Bunu okumalısın, gerçekten ilginç” dedi. Başlık, tam da aklımdaki soruyu yankıladı: Antijen ne yapılıdır?
İçimden bir merak belirdi. Zeynep’in bu kadar heyecanla paylaştığı bir şeyin, gerçekten önemli bir şey olduğunu düşündüm. Antijen… Bunun anlamı neydi? Bunu anlamak için sabırsızlanıyordum.
Zeynep’in açıklaması biraz karışıktı ama bir noktada şu cümleyi kurdu: “Antijen, vücudun yabancı maddeleri tanıyıp onlara karşı bir savunma oluşturmasını sağlayan bir şeydir.” Duyduğumda, bu açıklama, içimde garip bir huzursuzluk yarattı. Bir antijenin nasıl çalıştığını, bu küçük yapının nasıl bir koruyucu kalkan görevi gördüğünü düşündüm. Yabancı maddelere karşı vücudun duygusal savunması gibi bir şey.
Gözlerim bir an Zeynep’in gözlerine daldı. Onunla geçmişte paylaştığımız anları düşündüm. Antijen de benzer şekilde hayatımda. Geçmişin yabancı maddeleri, ilişkilerim ve kaybolan zamanlar… Hepsinin vücudumda bir tür savunma mekanizması oluşturduğunu hissediyordum. Duygusal olarak, kimseye kolayca yaklaşamazdım. Ya da kimse beni kolayca anlayamazdı.
Kaybolanlar ve Yabancı Maddeler
Zeynep ile sohbetimiz ilerledikçe, onun da geçmişine dair bir şeyler anlattığını fark ettim. Aradan geçen yıllar, hem ona hem de bana birer antijen gibi işlemişti. Bizi şekillendiren, koruyan, ama aynı zamanda birbirimizden uzaklaştıran birer güç olmuştu. İkimizin arasında kaybolmuş bir mesafe vardı. Ama Zeynep’in karşısında olmak, o kaybolmuş parçaları yeniden keşfetmek gibiydi.
Ve sonra, Zeynep’in bana anlattığı bir şey daha vardı. “Antijenler, vücudumuzun bazen bizi zararlardan korurken, bazen de gereksiz korkular yaratmasını sağlar.” Bu cümleyi duyduğumda içimde büyük bir farkındalık doğdu. Gerçekten de, geçmişteki deneyimlerim bana bazen güç verirken, bazen de korku yaratmıştı. O kadar çok şey biriktirmişim ki, ne zaman birinin içimi gerçekten keşfetmesini istesem, bu antijen gibi savunmalar devreye giriyordu.
Zeynep’in Kayseri’de geçirdiği birkaç saat, bana yalnızca bir bilimsel terimi değil, duygusal bir gerçeği de hatırlatmıştı. Her şeyin, hatta duygularımızın bile birer savunma mekanizması olduğunu fark ettim. Bazen korur, bazen de yalnız bırakır.
Son Söz
Antijenler, kimya ve biyolojiyle ilgili olsa da, içsel dünyamızda çok daha derin bir anlam taşıyor. Bir insanın savunma mekanizmaları, sadece vücudunun değil, aynı zamanda kalbinin de koruyucusudur. O sabah, Zeynep’le buluştuğumda, hayatta karşımıza çıkan her yabancı maddeyi nasıl işlediğimizin, bizi nasıl şekillendirdiğinin farkına vardım. Her şeyin bir savunma mekanizması olduğunu kabul etmek, o duvarların arkasına bakmak cesaret isterdi. O cesareti, o sabah, Zeynep’in yanında buldum.